![]() |
||
![]() |
||
|
Ziyaretçi Defteri
Gönderen : pervari
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
(can yücel)
Gönderen : selim erdem
KANAYAN İNSANLIK
Ey sevgili dünya sen mi acımasız oldun yoksa ve üzerinde yaşayan insanlar mı sana sebep oluyor. Hayat sen acımaz olamasın ne dilin var ne çenen. Onu zindana çeviren birileri var. Sevdiklerin değer verdiklerin sevip saydıkların bunların hepsi işte sebep olanlar. Çocuktuk bir şey bilmezdik dert, tasa, keder ve hüzün. Ama malum ya insan büyüyünce bunları da beraberinde yaşaya mahkûm ediliyor. İnsanlar o kadar menfaatçi ve bir o kadar çıkarcı olmuş ki nerede karını duyuracak bir yer bulursa o tarafa yönelmektedirler. Çevresindeki aç mı susuz mu yalnız mı nedir hiç umurunda bile olmuyor. Orasını bir yana bıraktım, ya iyilik yaptığın insandan zarar görmek ne derece acı vereci bir durum olduğunu ancak yaşayan bilir. Değer veririsin, gönlünü veririsin, sırrını veririsin ama zora geldiğinde istediğini senden görmeyince ne de çabuk unutuveriyor. İşte bu insana acı veriyor işte bu insanı kahrediyor. Ben bunları gördüm, şahit oldum ve yaşadım. Elin ekmek parası tutmazken bir serseri lakabı ile gezersin elin ekmek parası tuttuğunda odalarında başköşe ve özel yemeklerin misafirisin. Söze sen başlarsın senin dediklerin kulaklarına küpe olur.
Gönderen : erkan önder
istanbul web tasarım ve web yazılım firması olarak http://www.euromedya.com adresinden sitemizi inceleyebilirsiniz.. Sitenizi başarılı bulduğumuzu belirtmek isteriz
Gönderen : sabahattin kevijanlı
Siirt mükemel bi yer ama mileti deyer vermiyor çarşısına girdinmi pişman oluyon her taraf çöplük inekler kol geziyo kaldırımları işgal altında saygı desen sıfır umarım temizliğin faydalı olduğunu huzurun güzel olduğunu saygı ferahlık verdiğini anlayıp sirtimizi güzelleştirip yaşarız.
Gönderen : turgay marakçı
kendin bursa,da ikamet etmekteyim siirtteki yakınlarıma,dostlarıma orada yaşayan herkese saygı sevgi ve selamlarımı iletir ayrıca ziyaretçi defterine bu gibi şeylerin yazma fırsatını veren sayın siirt haber ajansı yetkililerine ve çalışanlarına teşekkürlerimi bir borç bilirim.
aklıma gelmişken söyleyeyim belki ilgilenen olur siirtte satılk dairem var yeri koop.mah anadolu lisesi lojmanları karşısı 1708 sokak merakçı apt kat 6. 155 m2 asmalon tavan son kat önü açık cephesi siirte bakar 2004 yapımı asansörsüzdür fiyatı 75.000 bin tl dir tel 0532 238 0716
Gönderen : Leyla
Evet Siirt güzel, Siirt çevresiyle çok güzel. Aslında Siirt'i bize bu kadar sevgili kılan şey, içindeki sevdiklerimizdir. Onlar olmadan ne Siirt'in ne Baykan'ın ne Pervari'nin ne Şirvan'ın ne de diğer ilçelerin hiç bir anlamı yok. İYİ Kİ SEVDİKLERİMİZ VAR VE İNŞ SEVİLİYORUZ...
Gönderen : sinan
bendeji siirt icin aynı duyguları yaşıyom ve bu bizim belediye ve vekillerimizin beceriksizlerinin aynadaki yansımasidir oysa maşallah hoca baykan ve siirt te gonul vermiş kendini ızmatlamiş bir eyitmendi
Gönderen : AsİyE
Siirtte gelırken de giderken de üzüzlüyor insan .... nasıl bi şehırsın anlmadım Siirt :) Sana kalbimin sahibini emanet ediyorum ben dönenene kadar iyi bak ona ....
Gönderen : mehdi
## Aşk Hikayesi ##
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir“demiş ...
Gönderen : Leyla
Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor: “Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?” Dede tatlı bir gülücükle: “Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.” deyince torun: “Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?” der. Dede: “Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.” diye cevap verir. Torun yeniden sorar: “Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?”
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:
“Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan “Namazsız ezan”dı. insan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da “Ezansız namaz”dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.
“Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!” ikazını yapıyordu o ezan. İşte yavrum ÖMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. Ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!”
Gönderen : Leyla
Bir zaman adamın biri derdinden ağlayıp sızlanıyormuş. Ünlü şeyhlerden şibli onun halini görmüş, ağlamasının sebebini sormuş. İşte cevap: "Güzelliği canıma can katan, ömrümü arttıran bir sevgilim vardı. Geçenlerde öldü, şimdi ayrılığı beni de öldürüyor." "mademki sevgilinin hasretiyle yanıp tutuşuyorsun, demiş şibli, o halde kendine yeni bir sevgili bul. Ama dikkat et, bu sefer aşık olduğun sevgili ölenlerden olmasın."
Gönderen : mehdi uyar
BAĞLANMAYACAKSIN
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim" diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin
kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||